EN / TR
Menü
 

ABD LNG’si ile Rus gazı arasında fiyat rekabeti var mı?

haber
02 Eki

ABD LNG’si ile Rus gazı arasında fiyat rekabeti var mı?

2016 yılı başında Sabine Pass terminalinden ilk LNG kargosu Brezilya’ya
doğru yola çıktığında, ABD’nin ihracatçı olarak küresel piyasada yerini almasının
uluslararası doğal gaz ticaretindeki dengeleri kökten değiştireceğine yönelik çok
sayıda analiz okumaya başladık.
Genellikle teknik ve ticari hususlar yerine politik motivasyonlar ile kaleme
alınan bu tür yazılar uluslararası arenada kamuoyu oluşturmak adına büyük ilgi
görse de, sektör temsilcileri kararlarını ticari dinamikler ve gerçekler çerçevesinde
alırlar; işin kuralı budur.
Kaya gazı devriminin ABD doğal gaz piyasasını baştan aşağıya değiştirdiği
bir gerçek. Amerikalı kaya gazı üreticilerinin, tahminlere kıyasla çok daha iyi bir
performans ortaya koymaları, yüksek miktarda üretimle birlikte iç piyasadaki doğal
gazın fiyatını düşürdü. Henry Hub son 7-8 yıldır en düşük doğal gaz fiyatlarına
sahip hub olarak öne çıkıyor.
Diğer yandan, uzun yıllar ihracat izni alamayan ABD kaya gazının 2016
yılından beri satılıyor olması, henüz uluslararası arenada beklenen etkiyi
yapabilmiş değil.
Eğer planlandığı gibi devam ederse, yatırım süreci tamamlanacak yeni
sıvılaştırma terminallerinin devreye girmesiyle birlikte, ABD LNG’sinin küresel
ölçekteki etkisini 2021 yılından itibaren daha net gözlemlemeye başlayacağız.
Bununla birlikte, boru gazı; LNG arasındaki piyasa payının dengeye
gelmesi için 2030’lı yılların ikinci yarısını beklememiz gerekeceğe benziyor. Zira
halihazırda LNG ticareti, küresel ölçekte sınır ötesi gaz ticaretinin ancak %10’unu
teşkil ediyor.
ABD LNG’si ise toplam LNG ticaretinin ancak %3-4’üne tekabül ediyor. Bir
başka deyişle, ABD toplam sınır ötesi gaz ticaretinin %1’ini bile gerçekleştirmiyor.
Ancak, 2017’de ABD’nin LNG ihracatının bir önceki yıla göre dört kat
arttığını da not etmemiz gerek. Toplam satışların yarısından fazlası ise sadece 3
ülkeye yapılmış durumda. Bunlar sırasıyla %20 ile Meksika, %18 ile Güney Kore
ve %15 ile Çin.
Türkiye dahil olmak üzere Avrupa’nın ABD LNG ihracatı içindeki payı ise
ancak %10’lar seviyesinde seyrediyor. Halihazırda Türkiye, İspanya’dan sonra
Avrupa ülkeleri içerisinde ABD LNG’sinin en büyük ikinci müşterisi durumunda.

Maliyet avantajı nedeniyle ABD kargolarının yoğunluklu olarak Meksika ve
Asya Pasifik bölgelerine yönlenmesi sürpriz değil. Avrupa piyasasının %10
seviyesinde kalmış olması, Rus gazına karşı ABD LNG’sinin her derde deva
olacağını düşünenleri üzmüş olsa gerek.

 
ABD, küresel gaz tedarik piyasasını mevcut durumda etkileme
kapasitesinden uzak olsa da, teslim noktası sınırlandırması (destination clause)
içermeyen esnek kontratlar önermesi önemli bir özellik olarak ortaya çıkıyor.
Geçtiğimiz yıl ABD menşeili kargoların %60’nın spot piyasada satılması da
önerdiği bu esnek kontratların bir sonucu. Türkiye ve Avrupa piyasalarına gelen
kargoların neredeyse tamamı bu kontrat yapısı çerçevesinde ithal edildi.
Mevsimselliğe bağlı olarak yükselen fiyatların ve oluşan arz açığı
durumlarının ABD menşeili kargolar için ticari bir zemin yaratması da spot
satışların ağırlıklı olmasının bir diğer ana nedeni olarak not edilebilir.
Bu ticari resme rağmen, son aylarda başta Polonya ve Litvanya olmak üzere
Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinin liderlerinden, Avrupa piyasasında daha fazla
ABD LNG’sine ihtiyaç duyulduğuna yönelik açıklamalar geliyor.
Rus gazına olan bağımlılıklarını ABD LNG’si ile çeşitlendirebileceklerini
düşünen bu ülkelerin AB içerisinde istedikleri etkiyi yaratabildiklerini söylemek
mümkün değil. Zira Almanya başta olmak üzere Kuzey ve Batı Avrupa
ülkelerindeki gündem Kuzey Akım – II’ye odaklanmış durumda.
Ayrıca, fiyat rekabeti açısından ABD LNG’sini pahalı bulan bu ülkeler, daha
ucuza mal ettikleri Rus boru gazı ile ekonomilerinin ihtiyaç duyduğu enerjiyi daha
uygun fiyata temin etmenin daha akıllıca olduğunu düşünüyorlar.

 

sss

Tablo 1: ABD LNG Fiyatları ile AB Gaz Fiyatlarının Karşılaştırılması 1

 

 

Bu anlamda Tablo 1 bize güzel bir kıyas imkanı sunuyor. Henry Hub
fiyatının üzerine Avrupa teslimi için sıvılaştırma ve nakliye maliyeti olarak 4 dolar
/ mmbtu eklenmiş. Böylece tüm maliyetler eklendiğinde, ABD LNG’sinin
kendisine Avrupa piyasasında yer bulabilmesi için 7 ila 8 dolar/mmbtu seviyesinde
bir fiyat oluşumuna ihtiyaç duyuyor.
Ancak, halihazırda birçok şirket sıvılaştırma terminal yatırımlarını batık
maliyet kabul ettiklerinden, 4,5 – 5 dolar / mmbtu seviyelerinden Avrupa
piyasasına dönemsel olarak gaz getirebileceklerini ifade ediyorlar. Bu rakamlarla
sürdürülebilir gaz ticareti kurgulamak mümkün olmadığını bilmekle birlikte, Rus
gazının bu fiyat seviyelerinde bile son derece rekabetçi olduğunu görüyoruz.
Özetle, Batı Avrupa ülkeleri için önemli olanın Rusya’ya bağımlılık
oranından ziyade oluşturdukları rekabetçi piyasalar sayesinde en uygun fiyattan gaz
tedariki olduğunu ifade edebiliriz. Diğer yandan, Doğu Avrupa ve Baltık
ülkelerinin benimsediği arz kaynaklarını çeşitlendirme stratejilerinin salt ABD
LNG’si ile başarılamayacağını ve gerçekte Rus gazı ile ABD LNG’si arasında bir
fiyat rekabetinin olmadığını, ABD LNG’sinin Avrupa piyasası için tavan fiyat
belirleyici karaktere sahip olacağını söyleyebiliriz.

Eser Özdil