EN / TR
Menü
 

Avrupa Hub Fiyatlarıyla Türkiye İç Piyasa Fiyatları Arasındaki İlişki

haber
02 Eki

Avrupa ve Türkiye doğal gaz piyasalarını takip edenler, Avrupa hublarında oluşan fiyatlarla (TTF ve NBP başta olmak üzere) Türkiye iç piyasa satış fiyatlarının birbirleriyle ters korelasyon içerisinde olduğunu bilirler.

TTF ve NBP gibi likithublar, doğal gazın maliyetini yansıtırken, bizdeki satış fiyatları BOTAŞ’ın piyasadaki ağırlığı nedeniyle kamu otoritesinin tercihlerine göre oluşuyor.

Karar alıcılar, maliyetlerin arttığı dönemlerde sübvansiyon yoluyla doğal gazın ithal maliyetini tüketicilere yansıtmama yolunu tercih ederken, maliyetlerin düştüğü dönemlerde de yapılması gereken indirimler, KİT’lerin borçlarının temizlenmesi amacıyla geciktirilmek durumunda kalınıyor.

Halbuki, doğal gaz ticaretinin farklı değer zincirinde yer alan şirketler ve sınır ötesi ticaret nedeniyle yurt dışında kurulu organizasyonlar arasında haksız sermaye transferini önlemek için, rekabetçi ve serbest piyasa yapısına geçmek gerekiyor.

Sistemin doğru çalışabilmesi için de diğer piyasalarla entegre olunması ön şart olarak ortaya çıkıyor.

Birbiriyle entegre olan piyasalarda doğal gaz fiyatları aynı noktada buluşmasalar da, fiyat eğrileri arasında doğal bir korelasyon oluştuğunu görüyoruz.

Bu durum, piyasaların arz ve talebe göre çalışmaya başladığını göstermesi açısından da son derece önemli bir gösterge oluyor.

***

TTF ve NBP gibi referans kabul edilen hublardaki doğal gaz fiyatlarına baktığımızda, geçtiğimiz Eylül ayından beri ciddi manada düşüş olduğunu gözlemliyoruz.

Kısa süreliğine 10 dolar/mmbtu (360 dolar/bin metreküp) seviyesini gören fiyatlar, hâlihazırda 5,5 dolar /mmbtu (200 dolar/bin metreküp) seviyelerine kadar gerilemiş durumda.

Türkiye’nin mevcut ithalat fiyatlarının 300 doların biraz üzerinde olduğunu düşünürsek, Türkiye ve Batı Avrupa piyasaları arasında bin metreküp için 100 dolarlık bir fark oluşmuş durumda.

Gelişmiş Avrupa doğal gaz piyasaları ile Türkiye piyasası arasındaki fiyat makasının bu ölçüde açıldığına daha önce tanık olmamıştık.

Ekran 2

Tablo 1: TTF doğal gaz fiyatlarında yaşanan değişim[1]

[1] Molnar, Greg: How long can gas prices go? A bearish outlook

 

Avrupa gaz fiyatlarının düşüşünde birkaç etken etkili oldu. Kısaca sıralamak gerekirse;

  • Asya’daki talebin düşmesi ve yeni LNG sıvılaştırma terminallerinin devreye girmesiyle birlikte arz tarafında oluşan bolluk, LNG fiyatlarının düşmesine neden oldu. Singapur ve Güney Kore Mart ayı LNG teslim fiyatları 6 dolar/mmbtu seviyesine inmiş durumda. LNG fiyatlarındaki bu düşüş, Avrupa piyasalarındaki doğal gaz fiyatlarının da düşmesine neden oldu. Öyle ki, son 6 ayda Amerika menşeili Avrupa teslim LNG miktarında %180’e varan artış oldu. Türkiye’nin aldığı spot LNG miktarında yaşanan artış da fiyatlardaki bu düşüşe bağlı olarak gerçekleşiyor.
  • Kuzey Asya’da kışın beklenenden daha sıcak geçmesi talebin baskılanmasına neden oldu.
  • Japonya’da nükleer tesislerden elde edilen elektrik üretimindeki artışın doğal gaza yönelik talebi düşürdü.
  • Yenilenebilir enerji kaynaklarındaki artışın yanı sıra nükleer tesislerin elektrik üretimindeki artış da bir diğer önemli faktör olarak ortaya çıkıyor.

 

Yukarıdaki faktörlere ek olarak, BRENT tipi ham petrol fiyatının 87 dolarları görmesinden sonra hızlı bir şekilde 50 dolarlara düşmesinin de gaz fiyatlarındaki gevşemeyi etkilediğini söyleyebiliriz.

Ancak, BRENT’in 65 dolarlara tırmanmasına rağmen Avrupa’daki doğal gaz fiyatlarının düşmeye devam ettiğini not etmek gerekiyor. Bu durum, henüz erken olsa da, petrol ve doğal gaz fiyatların ayrışmaya başladığının ön habercisi gibi görünüyor.

Yenilenebilir enerji teknolojisinin alternatif elektrik üretim kaynakları ile rekabetçi hale gelmesi, kömür fiyatlarının son derece düşük bir bantta seyretmesi ve ABD başta olmak üzere yeni LNG üreticilerinin sisteme girmesi, doğal gaz fiyatlarını baskılayan parametreler olarak öne çıkıyor.

Küresel enerji piyasalarında yaşanan bu değişimin karar alıcılar tarafından da yakından takip edildiğini biliyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Sn. Alparslan Bayraktar, AtlanticCouncil tarafından organize edilen etkinlikte, yukarıda değindiğimiz trendleri sıraladıktan sonra, 2021’de süreci dolacak olan uzun dönemli kontratların yerine, daha esnek şartlar, esnek süreler ve esnek fiyatlar içeren kontratlar beklendiğini açıkça ifade etti.

Bu beklentilerin açıkça ifade edilmesini önemsiyorum zira bu yılbaşından beri Batı Hattı üzerinden ithal edilen doğal gazın miktarının üçte bire düştüğü ve kaybedilen tahkim davaları nedeniyle talep edilen geriye dönük ödemelere bir de al ya da öde yükümlülüklerinin ekleneceği bir ortamda, tarafların müzakere masasında birbirlerine daha fazla yaklaşmaları gerekiyor.

İç piyasadaki ciddi sübvansiyona rağmen doğal gaz tüketim rakamlarının, bilhassa doğal gaz santrallerinin tüketimlerindeki düşüşe bağlı olarak gerilemesi, Türk şirketlerinin olduğu kadar tedarikçilerin de sorunu haline geldi.

Kendime şu soruyu da sormadan edemiyorum; geçtiğimiz yıllarda piyasamızın serbestleştirilmesi adına daha ciddi adımlar atmış olsaydık, halihazırda Avrupa piyasaları ile Türkiye arasında bu kadar ciddi bir fiyat farkı olur muydu?

Muhtemelen olmazdı diye düşünüyorum zira Avrupa örneklerine baktığımızda, tedarikçi şirketleri daha uygun fiyatlardan doğal gaz tedarik etmeye zorlayan hususların, karar alıcıların taleplerinden ziyade piyasaları serbestleştiren hukuki mevzuat ile arz & talep dinamikleri olduğunu görüyorum.

Eser Özdil