EN / TR
Menü
 

Batı Hattı bölgesel gaz ticareti için kullanılabilir mi?

haber
02 Eki

Batı Hattı bölgesel gaz ticareti için kullanılabilir mi?

Türk Akım projesi, gündeme geldiği ilk günden itibaren sadece Türkiye değil, bilhassa Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri ve bu ülke piyasalarında faaliyet gösteren şirketler tarafından da yakından takip ediliyor.

Hâlihazırda Batı Hattı üzerinden ülkemize gelen 14 bcm/yıl miktardaki doğal gazın, 2019 yılı sonu itibariyle Türk Akım üzerinden ithal edilecek olması, Batı Hattında oluşacak atıl kapasitenin bölgesel gaz ticareti için kullanılabileceği fikrini de tartışmaya açmıştı.

ENTSO-G ve Avrupa Komisyonu tarafından 2014 yılında gerçekleştirilen gaz stres testi neticesinde, olası gaz kesintisi senaryolarına göre Doğu ve Orta Avrupa piyasalarının “en kırılgan” durumda olduklarının anlaşılması, bölge ülkeleri arasındaki fiziki gaz akışını hızlandıracak alt yapı projelerinin de gündeme gelmesine neden oldu.

CESEC projesi kapsamında oluşturulan strateji çerçevesinde, AB’nin finansal desteğiyle bölge ülkelerini birbirlerine bağlayacak enterkonnektörlerin inşa edilmesine öncelik verildi.

Son tahlilde, çok uzun süredir gündemde olan ve bir türlü hayata geçirilemeyen Bulgaristan-Türkiye bağlantısının kapasitesinin arttırılması projesi de tamamlandı.

Eş zamanlı olarak başlatılan serbestleştirme adımları uyarınca, bölge ülkelerinin piyasalarını üçüncü taraflara açmaya başladıklarına da tanık oluyoruz.

AB tarafından Gazprom’a yönelik yürütülen rekabet soruşturması kapsamında ticareti kısıtlayıcı hususların ikili anlaşmalardan kaldırılmasının da bu süreci desteklediğini not etmekte fayda var.

Diğer yandan, Avrupa Komisyonunca hem finansal hem de politik olarak desteklendiği üzere Bulgaristan’da bir Balkan Hub’ı kurulması için de çalışmalar devam ediyor.

Kağıt üzerinde çok güzel görünen tüm bu stratejilerin ne ölçüde hayata geçirilebileceği ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, hem bölge ülkeleri hem de Avrupa Komisyonu tarafından Batı Hattı’nın bölgesel ticaret için en verimli şekilde nasıl kullanılabileceği cevabı en çok merak edilen sorular arasında.

Benzer şekilde, cevap bulması gereken bir diğer soru da, projenin ikinci hattından gelecek gazın hangi piyasalara ulaştırılacağı olacak.

Dün Resmi Gazete’de yayımlanan ve Türk Akım projesinin kara geçişine ilişkin BOTAŞ’a acele kamulaştırma yetkisi veren 29 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, yukarıdaki sorulara bir parça ışık tutuyor.29 sayılı Cumhurbaşkanı kararının

14/8/2018 tarihli ve 29 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ekinde yer alan yukarıdaki haritadan da görüleceği üzere, ikinci hattın devamı niteliğinde olan kara geçişi, halihazırda Batı Hattı’nın girişi olan Malkoçlara yakın bir noktadan (ya da Malkoçlardan) Bulgaristan’a çıkış yapacak şekilde planlanmış.

Daha önce farklı basın kuruluşları tarafından “kulis bilgisi” mahiyetinde haberleştirilen bu konu, benim bildiğim kadarıyla ilk kez bir resmi belge ile açıklanmış oldu.

İleride bu güzergahta değişikliğe gidilir mi, Yunanistan’a bir çıkış verilmek istenir mi bilinmez ancak herhalde bu çıkış noktası Gazprom tarafından rastgele seçilmemiş olsa gerek.

Biraz hafızalarımızı tazelersek, Nabucco’nun gündemde olduğu günlerde Doğu ve Orta Avrupa ülkelerini de besleyerek Baumgarten’a ulaşma opsiyonuna karşılık, aynı ülke piyasalarını hedef alan Güney Akım Projesi de Gazprom tarafından kamuoyu ile paylaşılmıştı.

Zaten Türk Akım Projesinin de, Güney Akım konusunda Rusya ve AB arasında bir anlaşmaya varılamaması nedeniyle gündeme geldiğini hepimiz biliyoruz.

Tam bu noktada, Türk Akım projesinin hükümetlerarası anlaşmasını hatırlamakta fayda var. Bence anlaşmanın en önemli kısımlarını, ikinci hattın kara geçişinin inşaası, işletilmesi ve kapasitesinin kime ait olacağını düzenleyen maddeler oluşturuyor.

Anlaşma uyarınca, projenin kara geçişi %50-50 Türk-Rus (BOTAŞ ve Gazprom) ortaklığı ile inşa edilecek ve BOTAŞ sisteminden bağımsız yeni bir transit hat olacak.Hattın işletilmesi ise iki taraf arasında kurulacak şirket tarafından gerçekleştirilecek.

Son derece kritik bir şekilde, hattın kapasitesinin kullanımı tamamen Rus tarafına bırakılmış. Bu durumda, üçüncü tarafların boru hattına erişimi ve farklı kaynaklardan gelmesi muhtemel gazların bu hatta girmesi mümkün olmayacağı gibi bu hat üzerinden yapılacak ticaret için Gazprom tek yetkili pozisyonuda.

Yine kara geçişi Hükümetlerarası Anlaşma’nın bir parçası olduğundan hukuki olarak da Türk hukukunun üzerinde yer alıyor. Böylece, EPDK, Rekabet Kurumu gibi kamu kurumlarının denetiminden muaf durumda.

Zaten bu hususu anlaşmanın 8. Maddesinin 10. bendi çok açık ifade etmiş: “Deniz Bölümü şirketi ve kara bölümü 2 şirketi, tarife düzenlemesi, üçüncü tarafların erişimi ve ayrıştırma için gereklilikler dahil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin doğal gaz piyasasının düzenleyen kanunlarına tabii olmayacaktır”.

Yukarıdaki maddenin AB pratikleri, serbest ticaret ve ticaret merkezi oluşum süreçleri ile uyumlu olmadığını söylememe sanırım gerek yok.

Tüm bu hususları bir araya getirdiğimizde, 3 yıl önceki yazılarımızda vardığımız sonuca doğru adım adım yaklaşılmakta olduğu ortaya çıkıyor. Ne Batı Hattı’nın bölgesel ticaret için kullanılmasına, ne de Türkiye’nin bir doğal gaz ticaret merkezi haline gelerek Bulgaristan ve Yunanistan’a gaz tedarik etmesine fırsat vermek istenmiyor.

Eser Özdil