EN / TR
Menü
 

BLOCKCHAIN 151   

haber
02 Eki

Hemen hemen bütün finans kitaplarında geçen, bileşik faizin ne anlama geldiğini çarpıcı bir şekilde anlatmak için kullanılan o ünlü örneğe bakacak olursak: Peter Minuit koskoca Manhattan’ı yerlilerden 60 gulden eşdeğeri olan birkaç alet edevat vererek almış.  Yerlilere verdiği aletlerin, o zamanın 24 dolarına denk geldiği hesaplanmış.  Finans kitaplarının ilk paragrafında”Şimdi Peter Minuit iyi bir ticaret yapmış mı?” diye sorulur.  “Adam 24 dolara koskoca Manhattan’ı almış,daha ne olsun?”diye cevap verirsiniz.  Ama paranın gelecek değerini (FV) hesaplamak[1] için hesap makinesini elinize alıp da, ortalama yıllık faiz (yani i) şu kadar olsa, 1 artı i üzeri 300 küsur yıldan hesaba bakarsanız, şaşırtıcı bir şekilde trilyonlarca doları[2] görürsünüz.  Ayrıca o zamanlar yerliler için toprak ve arazi konusunda mülkiyet kavramının olmamasını da yadsımayalım.  Toprakta mülkiyet diye bir kavramları yokmuş.  Sonuçta bu kabile reisleri ile Avrupa medeniyetinde “kullanım hakkının edinilmesi”şeklinde yorumlanacak bir anlaşma yapılmış.

Peki Bitcoin’de mülkiyet ne demektir?  Bitcoin’in transferi,  mülkiyetinin geçmesi demek midir?  Sonuç itibariyle her şey sadece şifrelerden oluşuyor, değil mi?  Ya yarın bitcoin veya türevi başka bir kripto para sahibi olmanız bir gün bu kadar önemli ve değerli olursa?

25.000 bitcoin ile pizza siparişi veren adamın hikayesini duymuşsunuzdur.  Henüz daha bitcoinler laptop ile kazılırken, pizzacıya “Bitcoin ile ödeme yapabilir miyim” diye soruyor.  Pizzacı da kabul ediyor.  Bugün değeri 6.000 usd civarında olan bitcoin’i düşünürseniz, 1 pizza 150 milyon USD ediyor, değil mi?

Geçenlerde dünyanın en büyük virüs koruma programı yazılım evlerinden birinin kurucusu, “Bitcoin 1 milyon USD olacak” dedi. Sanıyorum bitcoin’in bölünebilen en küçük birimi olan 100 milyonda birini temsil eden Satoshi’den referans alıyor.  1 satoshi 1 cent olunca 1 bitcoin 1 milyon dolar oluyor.

İşte o vakitler bir arkadaşımın evine ziyarete gittiğimizde, arkadaşımın kayınvalidesi olan Ömür Teyze, “Ben de bir çeyrek altın parasına bitcoin alamaz mıyım evladım, bana da al, dursun” dedi.  Ömür Teyze aslında ismi çok meşhur başka bir coin’i duymuş, onu söyledi.  Ama biz bitcoin ismini anonim olarak kullanalım, başka isim vermeyelim.

Bugünlerde Kapalıçarşı’da bitcoindükkanı açmışlar, döviz bürosu gibi.  100 liralık bitcoin almak isteyince kare kodu kağıda basıp veriyorlarmış. İnsanlar, bir gün çok büyük para edebilir umuduyla alıp saklıyorlar.  Ülkemiz bu konuda da üst sıralarda yerini hemen aldı.

Bütün dünyada internetin olduğu her yerden milyarlarca insan kripto paralara hem meraktan hem de hızlı para kazanmak için, dahası geleceği olduğuna inandıkları için o kadar büyük kaynak akıttılar ki kısa bir zaman önce tüm kripto paraların toplam pazar büyüklüğü neredeyse 1trilyon doları bulacaktı.  Şu günlerde ise 200 milyar dolar civarında ve bitcoin dominansı yaklaşık % 50’lerde seyrediyor.

“Değeri çok oynak.  Asla sizin için önemli miktarda olan para ile almayın” deniyor çünkü yarın çöp de olabilir.  Kim neye inanıyorsa onu yapmakta özgür elbette.  Önemli olan bu hype’ın oluşturduğu farkındalık.  O yüzden sık duyulan cümle şu:“Bitcoine inanmıyorum ama blockchain başka.”  Aslında bu cümlenin de tartışılması lazım ama bu konuyu başka yazıya bırakalım.  Blockchain ile somut ne projeler üretilebilir yine bugün kullandığımızdan yola çıkarak anlatmaya çalışalım.

Bir zamanlar bir iletken sargıdan geçen akımın sargıda indüklediği manyetik alanın kendisine yaklaştırılan diğer iletken sargıda da akım doğuracağı,  bu akımın bir örüntü ile modüle edildiğinde bunun iki sargı arasında veri transferine imkan sağlayacağı,  daha da önemlisi sargıları birbirinden uzaklaştırdığınızda manyetik alanların birbirinden ayrıldığı için veri transferinin duracağı düşünülmüş.  Eğer bu sargılardan birini akaryakıt pompasındaki tabancaya diğerini de araca sabitlersek ve adreslersek hangi aracın ne kadar yakıt aldığını kontrol edebiliriz,  hatta yakıt verilen araçtan başka bir yere yakıt boşaltılmasını da engelmiş oluruz düşüncesi ile çok güzel bir teknoloji İsrail’de üretilmiş.

Türkiye’de de manyetik sargılar ile veri transferi yanında my fair kartlarına dayanan RF teknolojisi ile benzer işi yapan sistemler çok başarılı bir şekilde dizayn edildi ve uygulandı.  Bu teknolojiler sadece filo kontrol alanlarında değil, müşteri sadakat programlarında ve hatta müşteriyi tanıyarak farklılaştırılmış koşullarda yakıt satışına olanak tanıdığından büyük filolar ile çerçeve sözleşme yapılmasının yolunu açtı.  Akaryakıt şirketleri bunu çok beğendiğinden neredeyse her biri benzer isimlerde benzer teknolojileri kullanıyorlar.Her şeye rağmen kullanım yüzde 20’leri geçmiyordur.

Enerji piyasasında genel kanı blockchain temelli kripto jetonların ilk olarak elektrik piyasasında uygulama alanı bulabileceği yönünde. Gördüğüm kadarıyla bu konularda çok çalışan da var.  Halbuki yazar kasa ve mali hafıza hatta ulusal marker’dan bile daha hızlı, güvenli olan blockchain teknolojisi sayesinde akaryakıt piyasasına özel bir kripto jeton ile tüm süreç daha basit ve daha başarılı yönetilemez mi?  Olmaz demeyin.  Çok küçük pazarlar, çok daha marjinal amaçlar için kripto jetonlar yapılıyor, bu kadar büyük bir piyasa için yapılmaz mı sizce?  Mali hafıza denen teknoloji ile blockchain arasındaki güvenlik seviyesi farkı tartışılmaz bile. Birisi 3 tekerlekli bisiklet, diğeri Boing 787 Dreamliner.

Ayrıca motorinde ister kamyon kullansın ister binek araba kullansın, niçin aynı vergi var?  Ağır motorlar dizel kullandığından, ticari amaçlı kullanımı desteklemek için vergisi düşük tutulmuş.  Motorinin “platts fiyatı” denen borsa fiyatı benzinden daha yüksek, ama pompa fiyatı daha düşük.  Demekki ticari kullanım bireysel kullanımla sübvanse ediliyor.

Peki binek arabalarda motorin kullanılmak istendiğinde ne oluyor?  Motorin kullanan araçlar çevreyi daha fazla kirletiyor, ama daha pahalı satılıyor.  Neden? Çünkü yakıt masrafları az.  Peki kullanıcı bu nedenle kâr mı ediyor?  Pek değil, çünkü araba üreticisi dizel motorlu arabayı çok daha pahalı satıyor.  Yıllık belli bir km yapmayacaksanız dizel araba almak anlamsız.

Görüldüğü gibi ürün bazlı vergilendirme çevre için daha zararlı teknolojiye daha fazla yatırım ve kullanım getiriyor.  Oysa mesela LPG’de öyle değil, amaca göre vergilendirme var.  Peki neden böyle? Çünkü böylesi daha kolay.  Öbür türlü mevcut teknolojiyi kullanarak  çeşitlendirmeyle başa çıkmak çok zor olur .  Halbukikriptojetonlarla fiyatı, vergiyi, kullanımı çeşitlendirmek de toplamak da takip etmek de tahsil etmek de hepsi çok çok kolay, güvenli ve esnek.

Yerli araba yapmak çok güzel, keşke her bakımdan başarsak.  Bir Türk markasının İtalyanlar’dan veya Fransızlar’dan çok daha üste çıkmasını hepimiz arzu ederiz.  Ama bu konularda onlarca yıllık çalışmalar, onlarca yıllık teşvikler varken hala hedeflerimizin çok gerisindeyiz. Katma değerimiz düşük. Oysa Fintech konusunda dünyada söz sahibiyiz. Bizdeki uygulamalar dünya ortalamasının çok ilerisinde.  Blockchain teknolojisinde de çalışırsak aynı olacağını düşünüyorum.  Bu bizim için tarihi bir fırsat. Öyle yandan azıcık ucundan ilgilenilecek bir konu da değil.  “Ona da bir bakalım” denecek bir konu değil.  Tüm kurumsal şirketlerimizi blockchain startuplarına destek olmaya, yeni iş modellerininasıl uygularız diye düşünmeye/üzerinde çalışmaya davet ediyorum.

[1]

[2] Çarpıcı olması bakımından : Faiz oranını %5 alsanız yaklaşık 50milyon, %6 alsanız yaklaşık 900milyon, %10 alsanız yaklaşık 60trilyon USD elde ediliyor. %12 yapmayın 15 katrilyon USD ı görürsünüz!  Ekonomistler %4 ile %20 arası değişen rakamlar hesaplıyorlar.

 

Umut Pekel