EN / TR
Menü
 

BOTAŞ’ın son fiyat ayarlama hamlesi ne anlama geliyor?

haber
02 Eki

İki hafta önce bu köşede kaleme aldığımız yazıda, 1 Eylül 2018 itibariyle EPİAŞ bünyesinde faaliyete geçecek Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası’nın (OTSP) önemini ve bu piyasanın likidite kazanabilmesi için maliyet bazlı fiyatlamanın ne kadar önemli olduğunu tartışmıştık.

BOTAŞ tarafından iç piyasa satış fiyatına uygulanan sübvansiyon nedeniyle uzunca bir süredir hem BOTAŞ hem de özel sektör gaz tedarikçileri ciddi zarar yazıyordu.

1 Ağustos’tan itibaren geçerli olacak şekilde elektrik üretimi amacıyla gaz tüketen santrallerin satış fiyatı 1302 TL/bin metreküp, sanayi için 1000,4 TL/bin metreküp, konut için 832 TL/bin metreküp oldu.

Bu hafta içinde BOTAŞ yaptığı fiyat güncellemesi ile bir nebze bu zarar makasını daralttı.

Bir nebze diyorum zira mevcut güncellemeden sonra bile bazı sanayi temsilcilerinin iddia ettiği gibi kar-zarar makası bir miktar kar yönünde kapanmak şöyle dursun; elektrik üretimi amacıyla gaz tüketen santrallere uygulanan fiyat metodolojisi hariç olmak üzere sanayi ve konut gruplarının satış fiyatlarında hala sübvansiyon devam ediyor.

BOTAŞ’ın ortalama gaz maliyetini elektrik santrallerine uyguladığı 270 USD/bin metreküp olarak kabul ederek dolar/TL kurunu ortalama 5 lira aldığımızda, her bin metreküp başına sanayi grubu 70 dolar, konut grubu ise 103 dolar sübvanse ediliyor.

Mevcut fiyat artışına karşı çıkan sanayi tüketicilerinin,bu tabloya tam olarak hakim olmadıklarına inanıyorum. Eğer öyle olsaydı, kendi ticari faaliyetlerinin tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vergilerinden karşılanmasını talep etmezlerdi diye düşünüyorum.

Bununla birlikte, enerji fiyatlarında yapılan sübvansiyon ile rekabetçiliğin sürdürülebilir bir zemine oturtulamayacağını savunan sanayicileri de kutlamak istiyorum. Zira, gerçek rekabetçiliğin ancak verimlilik ve inovasyon ile yakalanabileceğini kabul eden üreticilerimiz küresel ölçekte rakiplerinin önlerine geçebileceklerdir.

Diğer yandan, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi (DEK-TMK)  Quant Grubu imzası ile geçtiğimiz Mart ayında yayımlanan “Türkiye’de Sanayinin Enerji Fiyatları Algısına Dair”[1] isimli raporunun sonuçlarını da hatırlamakta fayda olacağını düşünüyorum.

Raporda, enerji yoğun sektörlerin 2013-2018 yılları arasındaki sanayi fiyat hareketleri incelenerek, elektrik ve gaz fiyatlarındaki hareket ile kıyaslanmış. Sonuç olarak, elektrik ve gaz fiyatları reel olarak düşüş gösterirken, sanayicinin nihai ürününün fiyatını sürekli olarak güncellediği tespit ediliyor. Buna karşın, direkt ham petrol kullanan sektörlerin bile, fiyat düşüşlerini kendi ürünlerinin fiyatlarına yansıtmadıkları da ifade ediliyor.

Bu özetle şu anlama geliyor, enerji maliyetlerinde yaşanan artışın yansıtılmadığı durumlar sanayicinin hanesine artı yazarken, enerji maliyetlerinde yaşanan düşüşün ürünleri yansıtılması hususunda son derece gönülsüz bir durum söz konusu.

Rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere, maliyet bazlı fiyatlamanın uygulanmaya başlamasına yönelik sanayi tüketicilerinden gelen tepkiler tam anlamıyla reel durum ile uyum gösterilmiyor.

Ben, ETKB’nin öncülüğünde BOTAŞ’ın fiyat güncelleme stratejisini doğru buluyor ve önümüzdeki süreçte mevcut sübvansiyonun sıfırlanması yönünde adımların atılmaya devam edileceğine inanıyorum.

Bu politika, tüketicilerimizi çok daha bilinçli enerji tüketmeye yönlendireceği gibi, verimlilik ve inovasyon politikaları çerçevesinde enerji ithalatına ödeyeceğimiz döviz miktarının da azalmasına neden olacaktır.

Ayrıca, OTSP’nin devreye gireceği bir dönemde, doğal gaz için güvenilir bir fiyat endeksinin ülkemizde oluşturulabilmesi ve çevre ülkelerin de bu referansa güvenmelerinin sağlanabilmesi için bu yaklaşımı takip etmemiz elzem görünüyor.

Mevcut fiyat seviyelerinden tatmin olmayan sanayicilerimize, Avrupalı rakiplerinin doğal gaz faturalarını incelemek için Eurostat’a[2] göz atmalarını öneriyorum.

Eser Özdil

 

Kaynaklar

[1]Türkiye’de Sanayinin Enerji Fiyatları Algısına Dair, Erişim İçin: https://www.dunyaenerji.org.tr/wp-content/uploads/2018/03/QR18TR.pdf

[2]Eurostat veri tabanı için: http://ec.europa.eu/eurostat/data/database