EN / TR
Menü
 

Bu durum daha ne kadar sürdürülebilir?

haber
02 Eki

Tıkanıklık

2018, gaz ve elektrik fiyatlarının baskılanmasının özel sektör şirketlerine ve KİT’lere yönelik olumsuz etkilerinin 2017’ye kıyasla daha da ağırlaştığı bir yıl oldu.

Ağırlaşan sübvansiyon, bilhassa doğal gaz piyasasında faaliyet gösteren özel sektör şirketlerini hareket edemez hale getirdi.

Enerji IQ’nun önceki sayılarında da yer verildiği üzere, 1 Ocak 2019 itibariyle Rus doğalgazının ithalat maliyeti, bin metreküp için 300 doların üzerine çıkmış durumda.

İthal gazın çıplak maliyeti, tüm operasyonel giderler hariç olmak üzere 1.600 liranın üzerindeyken, BOTAŞ’ın iç piyasaya yönelik Şubat ayı satış fiyatları sırasıyla konutlarda 890 lira/bin metreküp, sanayide 1.350 lira/bin metreküp, elektrik üretimindeyse 1.550 lira/bin metreküp olarak gerçekleşti.

Yukarıdaki rakamlar mevcut piyasa yapısında özel sektöre herhangi bir ticari alan bırakmıyor.

Ocak ayı başından itibaren Malkoçlar giriş noktasındaki gaz ithalat miktarındaki ciddi düşüşün nedeni de ticarete imkan vermeyen fiyat yapısı. Ticari kompozisyon böyle devam ederse, sadece özel sektörün içinde bulunduğu açmazı değil, 2019 yılı için oluşacak al ya da öde miktarlarını da konuşmaya başlayacağız.

Böylece, bir süredir devam eden olumsuz ticari koşullar nedeniyle piyasadan çıkan şirketlere yenileri de eklenecek.

Bir yandan doğal gazda ticaret merkezi olacağız derken diğer yandan mevcut oyuncuların piyasayı terk etmeleri de ciddi tezat oluşturmaya devam edecek.

Ağırlaşan sübvansiyon sadece özel sektör için değil, hatta çok da ciddi ölçüde BOTAŞ için mali külfet yaratıyor.

Bu durum daha ne kadar sürdürülebilir?

Benim kanım, bu yapının daha fazla taşınamayacağı ve piyasadaki fiyat kontrolünün, ister gönüllü ister gönülsüz olsun, terk edilmek durumunda kalınacağı yönünde.

Zira milyarlarca liralık zararlar, makroekonomik parametreler göz önünde bulundurulduğunda, sürdürülebilir olmaktan çıkıyor.

Peki ne yapmak lazım? Artık gerçeklerle yüzleşmemiz, geçici çözümler ile devam edemeyeceğimizi kabul etmemiz ve yapısal çözüm önerilerine odaklanmamız gerekiyor.

Kısa vadeye değil, orta ve uzun dönemdeki kazanımları düşünmemiz gerekiyor. Piyasa kurgusunun da, hem iç piyasadaki oyuncuların ticari müzakerelerinde, hem de dış tedarikçiler ile yapılan anlaşmalarda son derece belirleyici olduğunu hatırlamaya ve işleyen piyasanın dinamiklerine güvenmeye ihtiyacımız var.

Bilhassa doğal gaz piyasanız, depo ve LNG terminali gibi alt yapı tesislerinin varlığı, lisanslandırma süreçlerinin kolaylığı,  piyasadaki oyuncuların portföylerinin çeşitliliği, iç piyasaya yönelik arzın talepten fazla olması, alternatif kaynaklardan doğal gaz getirebilme yeteneği ve fiziki giriş kapasitenizin hazır olması gibi esnekliklere sahipse, bu piyasada faaliyet gösteren oyuncular piyasa mekanizmalarını çalıştırarak kendi yetenekleri çerçevesinde kontratlarını müzakere edebiliyor.

Hele bir de, piyasada maliyet bazlı fiyatlandırma uygulanıyorsa, onlarca farklı oyuncu, maliyetlerini aşağıya çekmeye çalışarak piyasada var olmaya çalışıyor, bu da doğal olarak gaz fiyatlarının gevşemesine neden oluyor.

Bunların sonucunda, prensipler ve herkes için geçerli olan kurallar çerçevesinde gelişen bir piyasa ortaya çıkıyor.

Diğer taraftan, Türkiye piyasasında olduğu gibi, tek bir şirketin tükettiğiniz gazın %50’den fazlasını sağladığı, tek bir ithalatçının da ülkenin ihtiyaç duyduğu gazın %80’ini temin ettiği ve iç piyasaya yönelik satışın neredeyse tamamını gerçekleştirdiği bir piyasa yapısı serbestleşme yönünde ilerlemezse, rekabeti kısıtlayıcı kontratlar ihracatçı şirketlerin çıkarlarını daha fazla korumaya başlıyor.

Bizim piyasamızda olan da budur. Daha önceki yıllarda tecrübe edildiği üzere, geçici çözümler ve fiyat indirimleri karşılığında başka tavizler verilmesi durumunda kalınıyor.

Bu yapı devam ettiği sürece de, piyasa payı küçük özel sektör, BOTAŞ ile Gazprom arasında sıkışmış bir şekilde kalmaya devam eder.

Avrupa piyasalarındaki müzakerelerin ekseriyetiyle tüketiciler lehine, Türkiye’deki müzakerelerin ise ihracatçılar lehine sonuç vermesinin sebepleri bu piyasa yapıları arasındaki farklarda gizlidir.

Piyasamızı herkes için geçerli kurallar çerçevesinde serbestleştirmediğimiz durumda, aynı sorunlarla sürekli karşılaşmaya ve mevcut tıkanıklıkları farklı biçimlerde de olsa aynen yaşamaya devam edeceğiz.

Eser Özdil