EN / TR
Menü
 

LNG piyasasındaki gelişmelere ilişkin düşünceler

haber
02 Eki

TTF ve NBP gibi referans kabul edilen hublardaki doğal gaz fiyatlarına baktığımızda, geçtiğimiz Eylül ayından itibaren düşüş trendi içerisinde olduklarını görüyoruz.

Kısa süreliğine 10 dolar/mmbtu (360 dolar/bin metreküp) seviyesini gören fiyatlar, hâlihazırda 3,6 dolar /mmbtu (NBP) ve 3,8 dolar/mmbtu (TTF) seviyelerine kadar gerilemiş durumda.

Türkiye’nin mevcut ithalat fiyatlarının 290 doların biraz üzerinde olduğunu düşünürsek, Türkiye ve Batı Avrupa piyasaları arasında bin metreküp için neredeyse 150 dolarlık bir fark oluşmuş durumda.

Gelişmiş Avrupa doğal gaz piyasaları ile Türkiye piyasası arasındaki fiyat makasının bu ölçüde açıldığına daha önce tanık olmamıştık. Bu makas özellikle son 2 ayda çok daha fazla açıldı.

BRENT petrol fiyatının görece olarak yukarı yönlü hareket ettiği bu dönemde, LNG fiyatının ters orantılı olarak tarihteki en düşük seviyelere gerilemesi ilk kez tanık olduğumuz bir durum.

Bu ters korelasyona ilişkin tartışmalarda, doğal gaz ve petrol fiyatları arasındaki doğru orantının kırılmaya başladığına ilişkin görüşler her geçen gün daha fazla taraftar buluyor.

Sadece 5-6 sene önce Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Piyasaları arasında 6-7 katlara varan fiyat farkları söz konusu iken, günümüzde bu makas da neredeyse tamamen kapandı.

Mevcut görüntünün nedenlerini ve geleceğe yönelik etkilerinin neler olabileceğini kısaca değerlendirmek yerinde olacaktır.

***

GIIGNL’in hazırladığı 2019 Yılı LNG Piyasası Raporu[1] güncel verileri son derece detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.

Söz konusu rapordan faydalanarak LNG piyasasını arz ve talep taraflarıyla incelediğimizde, küresel LNG ticaretinin son 5 yıldır aralıksız büyüdüğünü görüyoruz.

2018 yılında %8 büyüyen LNG piyasası 313 milyon tonluk büyüklüğe ulaştı. Söz konusu rakam, küresel doğal gaz talebinin de %11’ine tekabül ediyor.

2018’de 20 ülke LNG ihraç ederken, 42 ülke de LNG ithalatı gerçekleştirdi. Sadece 2018’de devreye alınan yeni sıvılaştırma kapasitesi 41 milyon ton/yıl oldu ve toplam sıvılaştırma kapasitesi 406 milyon ton/yıla yükseldi.

Özellikle Avustralya ve ABD’deki LNG sıvılaştırma terminal projelerinin son 3 yılda devreye girmesiyle arz yönlü önemli bir kapasite artışı yaşanmış oldu.

Halihazırda Katar’ın hemen ardından en büyük ikinci LNG ihracatçısı pozisyonunda olan Avustralya’nın, önümüzdeki yıl birinci sıraya yükselmesi bekleniyor.

Avustralya ve ABD’den Asya-Pasifik bölgesine doğru akan LNG’nin, bölge ülkelerinin LNG taleplerini arttırmalarına rağmen fiyatların düşmesine engel olamadığını da not etmekte fayda var.

2018 yılında LNG ithalatı Avrupa’da %6,4, Kuzey ve Güney Amerika’da %2,5, Asya’da ise %13 artış gösterdi.

15 milyon ton/yıl ile en fazla talep artışı Çin’den gelmiş olsa bile, ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret savaşları ve Amerikalı tedarikçilere Çin tarafından getirilen ek vergiler artış oranının sınırlı kalmasına neden oldu.

Mevcut ticaret geriliminin devam etmesi durumunda, halihazırda nihai yatırım kararlarını alma aşamasında olan Amerikalı LNG yatırımcılarının, bu süreci daha da öteleyebileceklerini rahatlıkla öngörebiliriz.

Bir diğer önemli nokta olarak, spot ticaretin artış gösterdiğine de değinmemiz gerekiyor. Kısa dönemli ticaretin toplam ticarete oranı %32 mertebesine ulaşmış durumda.

En büyük 5 ithalatçının tedariklerinde kısa dönemli alımların artış gösterdiğini görüyoruz. Bu durumu LNG’nin fiyatlanmasında petrolün etkisini de baskılıyor.

Fiyatlar talep yönlü gelişmelere bağlı olarak baskılanmaya devam ettiği sürece, önümüzdeki yıllarda da sıvılaştırma yatırımlarının azalmasını ve gecikmesini bekleyebiliriz. Özellikle Doğu Akdeniz ve Sahraaltı Afrika’da planlanan yatırımlar bu durumdan çok daha fazla etkilenecektir.

Buna karşın, Çin ve Hindistan’ın önümüzdeki 5 yıl içinde gazlaştırma kapasitelerini ikiye katlamaları bekleniyor.

Talep tarafını destekleyecek bu gelişmelerin, LNG fiyatlarını dengeleyebileceğini öne sürebiliriz. Ancak, söz konusu yatırımları ve talep artışının ticaret savaşlarının seyriyle doğru orantılı gelişeceğini gözden kaçırmamak gerekiyor.

Asya talebindeki artışın sınırlı kalması, TTF ve NBP fiyatlarını da aşağıya çekmeye devam ediyor.

Gazprom’un gerçekleştirdiği spot satışları incelediğimizde, hub fiyatları ile korelasyon içerisinde olduğunu görüyoruz.

Bununla birlikte, fiyatların mevcut seviyelerde kalması durumunda vaziyet sürdürülebilir olmaktan çıkacağından, tedarikçiler pazar kapma savaşını bırakarak karlılık oranlarına tekrar odaklanmaya başlayacaklardır.

Ancak, arz ve talep yönlü gelişmelerin seyri ve hızı ne olursa olsun, LNG’nin küresel doğal gaz ticareti içerisindeki payı artış gösterecektir. Zira hem sıvılaştırma, hem gazlaştırma hem de LNG’nin taşınmasında alt yapı yatırımları artmaya devam ediyor.

Önümüzdeki süreçte üretici ve tüketicilerin sayısı arttıkça, LNG artan oranda küresel olarak ticareti yapılan bir emtia olacak.

Bu durum hub fiyatlarının kontratlarda daha fazla yer almasını destekleyerek, petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki ayrışmayı hızlandıracaktır.

Türkiye’nin LNG gazlaştırma altyapı yatırımlarını son 3 yılda ciddi manada arttırmasıyla küresel trendleri doğru okuduğunu düşünüyorum.

Gerek 2018, gerekse 2019’un ilk 5 ayındaki doğal gaz tedarikine baktığımızda, LNG fiyatlarının boru gazına kıyasla daha avantajlı olması nedeniyle ülkemizin LNG tedarikinin de arttığını görüyoruz.

Mevcut durumda, 2021’den itibaren sona erecek kontratlarımızın sürelerinin kısaltılması, kontrat koşullarının esnekleştirilmesi, al ya da öde ve teslim noktası kısıtlarının kontratlardan kaldırılması yönünde müzakerelere ağırlık verilmesi yerinde olacaktır.

 

[1] GIIGNL 2019 Annual Report: https://giignl.org/sites/default/files/PUBLIC_AREA/Publications/giignl_annual_report_2019-compressed.pdf

 

Eser Özdil