EN / TR
Menü
 

Türkiye’de blockchain teknolojisi

haber
02 Eki

BLOCKCHAIN 151 (3)

Bitcoin’in hangi ihtiyaçtan doğduğunu, hangi mekanizmaları ve temel felsefeyi kullanarak neyi başarmaya çalıştığını anlatmaya çalışırken verdiğimiz bilgiler, bu konudaki temel kavramların anlaşılmasında yardımcı olmuştur sanırım.

Şimdiye kadar kullandığımız terimler: POW, madencilik ve kazma (mining), blokzinciri (blockchain), güven gerektirmeyen yapı (trustless), dijital para (digitalcash) ve kriptopara (cryptocurrency). Bunların hepsi aslında gaz ve toz bulutu safhası.  Esas konu ise merkezi olmayan bir yapının (decentralisation) doğup hızla büyümesi.

“Normal hayatımızda neyi nasıl yapıyoruz”, bunu anlattıktan sonra, kriptopara veya blockchain dünyasında aynı işler nasıl yapılmaya çalışılıyor, bu analojiyi kurarak konuyu anlatmaya çalışıyorum. Şimdi de belki bu zamana kadar çok sık duyduğunuz ICO kavramından bahsetmek istiyorum: InitialCoinOffering.

Yine önce günümüzdeki iş yapma biçimimize bakalım.  Normal hayatta, başarılı şirketler, gerek ilave yatırımlarını karşılayabilmek amacıyla, gerek ortak satışı ve kâr realizasyonu amacıyla şirketlerini bir şekilde halka arz etmek isterler.  Bunun için her ülkede kurulu Sermaye Piyasası Kurumu ve borsalar vardır.  SPK’ nın izin ve denetiminde gerçekleşen uzunca bir süreç sonucunda şirket için bir değerleme yapılır ve hisse başına değer hesaplanır.  Şirketler de hisse senetlerini belirli bir değerden halka arz eder.  Sonra bu hisseler borsada işlem görmeye başlarlar.  Şirketler başarılı oldukça faaliyet gösterdikleri ülkedeki ekonomik durum kötü olsa dahi yatırımcısına kazandırabilirler.  Şirketlerin yaptıkları yenilikler veya yatırımlarının başarısı gibi nedenlerden hisse değerleri artar veya ekonomik göstergeler kötüye gidince hisse değerleri de düşer.  Yatırımcılar da bu dinamiklere göre kazanç sağlar. Bazen de bunlardan tamamen bağımsız olarak, sadece para hareketleriyle ilişkili artış veya azalışlar da gerçekleşebilir.

Şirketlerin hisse senetlerini halka arz etmesine InitialPublicOffering (kısaca IPO) diyoruz.  Benzer sürecin hemen cryptocurrency dünyasına evrilmemesi de mümkün değil tabii.

Temel kavramların anlatımında, özellikle madencilik konusunda, kendisi de çok iyi bir madenci olan Ufuk ile eşi Öykü bize epeyce yardımcı oldular.  Şimdi Ufuk ve Öykü’nün başına gelebilecek en önemli tehlikelerden birine değinmenin sırası geldi.  Ufuk bir web sayfasında “whitepaper” denen 10 sayfalık renkli bir doküman okumuş, “Bu fikir çok güzel” diye savunuyor.  Madencilikten kazandığı bitcoinler ile yatırım yapmak istiyor.  Ama Öykü “Ortada daha tam olarak ne olduğu bile anlatılamamış bir fikir var, somut bir şey yok, çocuğumuzun geleceği için her kuruşu sağlam yatırımlarda değerlendirelim” diyor.  Sonunda Öykü’nün dediği oluyor ama Ufuk her gün onlarca yeni fikrin piyasaya çıktığını görüyor. ICO ‘ları araştırıyor, inceliyor, her gün başka bir fikirle karşılaşıyor…

Diyelim ki bir girişimcinin dâhiyane bir fikri var.  Bu fikrin çok detaylı değil ama temel mantığını ve işleyişini anlatacak bir whitepaper’ı hemen yazılıyor.  Bu whitepaper etrafında bir çekirdek takım kuruluyor.  Takım, fikri hayata geçirmek için gerekli olan tüm zaman planlamalarını yapıyor.   Aslına bakarsanız son zamanlarda; herhangi bir coin’ in temel fonksiyonunu yerine getirmesi için öngörülen takvim, ICO’dan neredeyse 1 yıl sonraya planlanmış oluyor.

Örneğin bir ICO’nunwhitepaper’ında deniyor ki: “Bizim şöyle bir fikrimiz var, takımımız da bu.  Bu fikrimizi gerçekleştirmek için yazılım, maaş, reklam gideri, altyapı gideri vb kalemlerin hepsini toplayınca bize 20 milyon USD lazım.  Bu fikri düşünen dâhiler olarak bizim cebimize de güzel bir kazanç ilk günden girse fena mı olur?  Fikir sahibi, takım üyeleri olarak bizlere de ayrıca 10 milyon verseniz ne güzel olur.  Şimdi biz 200 milyon adetle sınırlı bir ‘Xcoin’ çıkartacağız.  Bunun ilk 30 milyonunu tanesi 1 dolardan satacağız.  Hatta ilk alanlara ya da cüzdan adresi tanımlayanlara da bedavadan 20 milyon adet promosyoncoin vereceğiz (bu tip promosyona airdrop deniyor).  Sistem çalıştıkça, coin sayısı 50 milyondan 200 milyona kadar artacak ve orada sabit kalacak.  Siz bugün bize 30 milyon USD verin, biz bunun 20 milyonu ile tarif ettiğimiz işleri yapabilirsek yapacağız. 10 milyonunu da aramızda şu şekilde paylaşacağız.”

Ortada bir SPK benzeri bir yapı veya SPK denetimi yok.  Onun yerine özdenetim var,  her şey şeffaf.  En fazla akıllı kontratlar (smartcontract) söz konusu.  O da son zamanlarda.  Yani ICO başarılı olursa yatırımcının parası arzeden tarafa geçiyor, coinler de yatırımcıların cüzdanlarına transfer ediliyor.  ICO’dan vazgeçilirse de paralar yatırımcılara iade oluyor.  İlk ICO’larda her şey başarısız olduğu halde iade edilmeyen paralar olmadı mı?  Oldu.  Başarısız olup yok olup giden coin olmadı mı? Oldu.  Bunlara shitcoin deniyor.

Sonuç olarak örneğimizde ICO’da teklif şu: “Şimdi siz bizim coin’i 1 USD’ dan alın, yarın kim bilir, belki coin’imizin değeri 1.000 USD olur.“

Olur mu, olmaz mı?  Çoğunlukla olmaz.  Öykü bu nedenle hemen fikre aldanmıyor.  Daha dikkatli gözlerle inceliyor.  ICO ya konu fikirlerden bazıları olgunlaşmamış, bazıları öylesine büyük iddialarla yola çıkıyorlar ki inanması güç hipotetik fikirler, hatta içlerinde copypaste yazılım olanlar bile var.

Her ne kadar cryptocurrency dünyasının öncüsü bitcoin için bir ICO süreci olmamış olsa da, normal hayattaki iş süreçlerini “tokenlaştırma”, “coinleştirme” ve “blockchain düzlemine taşıma” yarışındaki girişimciler, ürettikleri coin/token her ne ise, işlem görmeden önce bunları ICO yoluyla dünyanın her yerinde pazara arz etmeye başlamaktadırlar.

Başlangçta teker teker artan coin/token çeşidi, ICO yönteminin ilk günden projenin finansmanını sağlaması ve hatta kârı realize etme fırsatı vermesi sayesinde her gün onlarca sayıda artmaya başlamıştır.

Internetteki duyuruları ve ICO haber sitelerini takip ettiğinizde arkaplandaki fikirlere bakıyorsunuz, hepsi birbirinden harika.  Kimisi uydu kiralama platformu kuruyor, kimisi global eşler arası borç verme hizmeti sunmayı hedefliyor, kimisi global yardım kampanyalarında meydana gelen yolsuzlukları çözüp, parayı hayırseverin sonuna kadar takip edebileceği bir platform sunuyor, kimisi online kimlik sunuyor.

Pek tabii ki bu kadar yayılan bir olgu enerji piyasasına da dokunur.  Elektrik sayaçlarını bir madenci gibi kullanan ve yerinde üretim ile tüketimi dengeleyen koloniler oluşturan enerji alışveriş platformları da geliyor.  Hem de ICO’su bugünlerde.  İlgilenenlere duyurulur.  Her ne kadar bugün itibarı ile mevzuatımızda çatılarda üretilen enerji, alım satıma konu edilemiyorsa da, dünyanın birçok yerinde blockchain ve coinlerle çalışan alışveriş platformları ve mikroşebekeler kurulmaya başlandı bile.  Yakında elektriği komşunuzun çatısındaki güneş panellerinden satın alıp, komşunuzun Mavi Yolculuk tatilini ödemeye başlayabilirsiniz.

Peki bizim ülkemizde ICO çalışmaları var mı?  Son zamanlar da çok önem kazanan markaların “online reputation” yönetimi ile “müşteri geri bildirimi” konusunda block zincirinin sağladığı güvene dayanan bir kripto paranın çalışmalarında son aşamaya geldiğini duyuyoruz.   Bakalım ülkemizden çıkan bir ICO dünya ölçeğinde bir girişim ve iş fikri haline gelebilecek mi?

Yazar: Umut Pekel